Boşanma Davası ve Nafaka

Esas :2011/3-514
Karar:2011/542
Tarih:21.09.2011

– YARGITAY İLAMI –

Taraflar arasındaki “Nafakanın Kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 3. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.08.2010 gün ve 2010/308 E- 2010/871 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 3. Hukuk Dairesinin 28.12.2010 gün ve 2010/19663-21963 sayılı ilamıyla;

(“…Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalıya halen 340 TL. yoksulluk nafakası ödediğini, ancak davalının dolgun bir maaşla çalışmaya başladığını, böylelikle de yoksulluk durumunun ortadan kalktığını beyan ederek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karara verilmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.

Mahkemece, davalının elde ettiği gelirin ülke koşullarına göre davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına KARAR VERİLMİŞTİR.

4721 Sayılı Yasanın 176/3 üncü maddesine göre, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi yada taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması ya da azaltılmasına karar verilebilir”.

Somut olayda, davalı kadına yoksulluk nafakasının bağlanmasından sonra davalının çalışmaya başladığı, dosyada mevcut maaş bordrosuna göre de Nisan 2010 tarihi itibariyle de 1116 TL. maaş aldığı, 2009 yılında davalıya çalıştığı yer tarafından maaş ve ikramiyelerine karşılık olmak üzere 35.366 TL. toplu ödeme YAPILDIĞI ANLAŞILMIŞTIR.

Her ne kadar, davalının şu an itibariyle gelir durumu, ülke şartlarına göre onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde ise de, yoksulluk nafakasının tamamen ortadan kaldırılması durumunda, davalı kadının Medeni Kanun hükümlerine göre, ileride bir daha yoksulluk nafakası talebinde bulunamayacağı ve dava açamayacağı gibi bir durum ortaya çıkar ki, bu durum ise hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağı gibi, kadın yönünden de mağduriyete YOL AÇABİLECEKTİR.

Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek ve “çoğun içinde az da bulunur” kuralı gereğince, nafakanın tamamen kaldırılması yerine, davacının da ekonomik durumunu gözetilerek yoksulluk nafakasının indirilmesi şeklinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün bozulması…”)

gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki KARARDA DİRENİLMİŞTİR.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dava, davalı eş lehine boşanma kararıyla bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılması İSTEMİNE İLİŞKİNDİR.

Mahkemece, davalının aldığı gelirin davalıyı yoksulluktan kurtarmaya yeterli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalı tarafından temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda açıklanan GEREKÇELERLE BOZULMUŞTUR. Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü davalı vekili TEMYİZ ETMİŞTİR.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden: Eskişehir 1. Aile Mahkemesinin 1.12.2004 Tarih, 325-1447 sayılı ilamıyla tarafların boşandıkları, 26.12.2006 tarihinde de davalıya bağlanan nafaka miktarının 340 TL’ye çıkartıldığı, davalının Dedeman Otelinde çalıştığı ve Nisan ayı 2010 bordrosuna göre net 1.115, 50 TL maaş ALDIĞI ANLAŞILMAKTADIR.

Yerel Mahkemeyle Özel Daire arasında, davalının gelirinin yoksulluktan kurtaracak düzeyde olduğu konusunda UYUŞMAZLIK BULUNMAMAKTADIR.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; gelirinin onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde olduğu anlaşılan davalının yoksulluk nafakasının kaldırılması mı, yoksa miktarının mı azaltılması gerektiği NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR.

Bilindiği üzere 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Aynı yasanın 176 ncı maddesinde de; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden KALKACAĞI DÜZENLENMİŞTİR. Öte yandan alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde de mahkeme kararıyla KALDIRILACAĞI BELİRTİLMİŞTİR.

Madde metinlerinden de anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakasına hükmedilmesi için, “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olma” esaslı unsurlardan olup, alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması halinde ise mahkeme kararıyla nafaka SONA ERDİRİLEBİLECEKTİR.

Somut olayda davalının yoksulluktan kurtulduğu konusunda yerel mahkemeyle özel daire arasında uyuşmazlık olmadığına göre, nafakanın bağlanmasına esas olan gerekçe ortadan KALKMIŞ BULUNMAKTADIR.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176 ncı maddesi uyarınca nafakaya hükmedilirken, muhtemel bir zarardan dolayı şarta bağlı hüküm kurulması olanağı bulunmadığından, davalının yoksulluğunun kalktığının kabul edilmesine karşın, nafakanın tamamen ortadan kaldırılması halinde ilerde bir daha yoksulluk nafakası talebinde bulunulamayacağı ve dava açılamayacağı endişesi ile, nafakanın kaldırılması yerine miktarının indirilmesi de OLANAKLI DEĞİLDİR.

Önemle belirtilmelidir ki, nasıl boşanma sırasında yoksulluk nafakasına hükmedilme koşulları olmamakla beraber sonradan bu koşulların ortaya çıkması halinde, yoksulluk nafakasına hükmedilemeyecekse, başlangıçta nafaka hükmedilmesi için gerekli koşullar varken, sonradan bu koşulların ortadan kalkması halinde de NAFAKA KALDIRILABİLECEKTİR. Örneğin, nafaka bağlanan kadın yeniden evlendiğinde, ilerde boşanabilir düşüncesiyle nafakanın kaldırılmaması yoluna gidilemeyeceği gibi, yoksulluk nafakası bağlanmasına rağmen yoksulluktan kurtulan eş de gelecekteki durumlar düşünülerek, ilerde tekrar yoksulluğa düşebilir düşüncesiyle nafaka miktarının kaldırılması yerine, indirilmesi YOLUNA GİDİLEMEYECEKTİR.

O halde, Yerel Mahkemenin direnme kararı açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.9.2011 tarihinde OYÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ.