Boşanma Mal Rejimi Tasfiyesi

T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:2004/3818
K:2005/188
T:24.01.2005

1163 s. Yasa m. 18,19

Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece Asliye 1 Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2003 tarih ve 1999-428/2003-1040 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin eşi olan davalının dava dışı Arzu Kooperatifine ortak olduğunu ancak tüm ödentilerin müvekkilince karşılandığını, taraflar arasındaki boşanma davasının da halen derdest olduğunu ileri sürerek, davalının kooperatif ortaklığının iptali ile tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte müvekkili adına intikalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif ödentilerinin müvekkilince karşılandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 05.10.1998 tarihli ilama dayanılarak, tarafların evliliklerinin halen devam ettiği, dava dışı kooperatife davalı Adem’in ortak olduğu, bu ortaklığın evlilik birliğinin devamı sırasında oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava dışı SS.Arzu Konut Yapı Kooperatifinde davalı adına olan ortaklığın iptali ile eşit paylar halinde davacı ve davalı adına kayıt ve tesciline karar vermiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekcesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşagıdaki bent kapsamı dısında kalan ve yerinde gorulmeyen sair temyiz itırazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre, her ortağın en az bir ortaklık payı olması gerekir ve bu ortaklık hakkı bölünemez ( Koop.K.18, 19 )Mahkemece, buyurucu bir kuralın gozden uzak tutulması suretiyle yarı payın davacı adına tesciline karar verilmesi yasaya aykırıdır. Buna rağmen, karı ve koca arasında açılan bir tesbit davasında ortaklığın yarı yarıya olduğu hususu incelenebilir. Somut olayda da davacı ile davalının evli oldukları, aile birliğinin devamı sırasında oluşan kooperatif ortaklığının tarafların eşit oranda katkıları ile gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça tum payın adına intikali istenmiş ise de çoğa ilişkin talebin içindeki azın da bulunacağı, dolayısıyla davacının isteminin tesbit talebini de içerdigi kabul edilmelidır. Acıklanan bu durum karsısında mahkemece, kooperatif payının bölünemeyeceği ilkesinin sonucu olarak paylı tescilin istenemeyeceği gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak tarafların kendi aralarında şahsi hak talebi doğuracak ve kendi aralarında hüküm ifade edecek şekilde tesbit davası açılarak yürütülmesinin mümkün olduğu gözetilerek, dolayısıyla davanın tesbit bölümü için eşit paylar üzerinden kabul, tescil istemi yönünden ise red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.