Boşanma Nafakanın İcrası

T.C.
YARGITAY
21. Hukuk Dairesi

E:2003/10427
K:2004/1637
T:26.02.2004

Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı Alacaklı vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
KARAR : Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu ev eşyalarının 4.6.2002 tarihinde davalı 3.kişi ve borçlunun anlaşmalı boşanmaya rağmen birlikte oturdukları evde haczedildiği, İİK’nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim, haciz yapılan dairenin bulunduğu apartmanın güvenlik görevlisi ve temizlik işçisi borçlunun yarım saat önce işe gittiğini beyan ederek, oturduğu dairesini göstermişler ve haciz tutanağını da imzalamışlardır. Her ne kadar anılan bu kişiler, duruşmada davalı 3.kişi ile borçlunun ayrı yaşadığını beyan etmişlerse de mahkemece, tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilmemiştir. Öte yandan, haciz mahallinde 7.6.2002 tarihli düğüne ilişkin borçlu ve eşine hitaben yazılmış davetiye bulunmuş ve hacizden sonra kapı çıkışında borçlu adına çıkarılan haziran ayı aidat listesi görülmüştür. Bunların dışında, S..A.Ş’nin cevabi yazısında, borçlunun boşanma ilamının kesinleşmesinden sonra 26.11.2000 tarihinde S’e üye olduğu ve ikametgah adresi olarak da haciz adresini bildirdiği belirtilmiştir. Ayrıca, haciz yapılan dairenin 2000-2002 yıllarına iliskin bazı aidat ve su bedellerinin borclu tarafından Finansbank’ta bulunan apartman yönetimine ait hesaba yatırıldığı, söz konusu bankanın gönderdigı dekont ve ekstrelerde gorulmektedir.
Boşanmış olmalarına karşın birlikte yaşamaya devam eden eşlerin boşanmaları danışıklı sayılır ve alacaklının haklarını etkilemez. Bu halde, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, yasal karinenin aksini ispat yükü istihkak iddiasında bulunan 3.kişiye aittir. İcra Müdürlüğünce İİK’nun 96 ve 97.maddelerine göre işlem yapılması gerekirken hatalı işlem sonucu alacaklının İİK’nun 99.maddesine göre dava acmak zorunda bırakılmış olması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz. Diğer bir anlatımla, haczedilen eşyaların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri suren 3.kişinin bu iddiasını doğrulayacak kanıtları göstermesi gerekir. Davalı 3.kişi tarafından ibraz edilen iki adet faturadan bir tanesinde yer alan esyaların ayırt edici ozellikleri yazılı olmadığı gibi, diger faturada hacız tarihine yakın bir tarihi taşımaktadır. Kaldı ki, faturalar istenilen kişi adına düzenlenmesi her zaman mümkün olan belgelerden olup, başka güçlü delillerle desteklenmedikçe yasal karinenin aksini kanıtlamaya yeterli olmayacağı dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşmiş İçtihatları gereğidir. Diğer taraftan, dinlenen davacı tanıklarının anlatımları inandırıcı ve hükme dayanak alınacak nitelikte olmadığından yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Hal böyle olunca, davanın kabulü gerekirken yanlış değerlendirme sonucu reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 26.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.