Boşanma Tazminat

T.C.
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi

E:2004/192
K:2004/687
T:10.02.2004

Teraf1ar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemeçe verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi icinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : 1- Davalı tarafın temyiz talebi yönünden;
Nafaka davaları Adli Tatilde de görülebilen davalardandır.
Davalı tarafa mahkeme kararı 15.7.2003, davacı tarafın vermiş olduğu temyiz dilekçesi de 8.8.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı taraf temyiz dilekçesini ise, temyiz ve temyize cevap süresinden sonra 10.9.2003 günü vermiştir. Bu nedenle davalı tarafın temyiz talebinin süresinde olmaması nedeniyle reddine.
2- Davacı tarafın temyiz itirazları yönünden;
Dava dilekçesinde daha önce hüküm altına alınan yoksulluk ve iştirak nafakasının arttırılması talep edilmiş, mahkemece davalı tarafından davacıya yapılan ödeme tarihine ( 14.9.2002 ) kadar geçerli olmak üzere her iki nafakanın da arttırılmasına, bu tarihte çocukların davalı babaya teslim edilmesi nedeniyle iştirak nafakasının 14.9.2002 tarihinde son bulmasına, ayrıca odenen 9.800 Euro ile davacının yoksulluktan kurtulmuş olacagından yine paranın odeme gününden ( 14.9.2002 ) itibaren yoksulluk nafakasının da sona erdirilmesine karar verilmiştır.
Musterek cocukların 14.9.2002 tarihinde davalı babaya teslim edilmiş olması karşısında hüküm altına alınan iştirak nafakasının bu tarihe kadar geçerli olacağına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, T.M.K.’nun 175. maddesi “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” hükmünü getirmiştir.
T.M.K.’nun 176/3.maddesinde de yoksulluk nafakasının yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararı ile kaldırılacağı hükme bağlanmıstır.
Nafakanın yoksullugun ortadan kalkması nedeniyle mahkemece sona erdirilebilmesi içın usulune uygun olarak acılmış bir davanın bulunması gerekir. Nafaka borçlusu olan davalı tarafından bu iddia ile açılmış bir dava bulunmamaktadır. O halde mahkemece sadece nafakanın arttırılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ortada açılmış bir dava olmadan nafakanın kaldırılmasına da karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 10.02.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.