Boşanmadan Feragat

2. Hukuk Dairesi 1996/3599 E., 1996/4199 K.
BOŞANMA

FERAGAT

FİİLİ AYRILIK

KARAR

REDLE SONUÇLANAN DAVA

“İçtihat Metni”
T.C.
Y A R G I T A Y
2.Hukuk Dairesi
Sayı Y A R G I T A Y İ L A M I

Esas Karar
96/3599 96/4199
15.4.1996

Özet:Davadan feragat edilmiş olması o davanın Medeni Kanunun 134/4.
maddesi uyarınca açılacak davaya esas alınamaz. Feragat edilen davanın
reddine de karar verilmiş olması gerekir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli
mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp
düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun
sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre
davacı davalı erkeğin tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Kadının temyizine gelince;
a)-Dava Medeni Kanunun 134/son maddesine dayanılarak açılmıştır.
Boşanmaya karar verilebilmesi için boşanma sebeplerinden birine dayanılarak
açılmış bulunan bir davanın reddedilmiş olması, bu ret kararının kesinleşmesi
ve eşlerin kesinleşme tarihinden itibaren evlilik birliğini yeniden kurmak
amacı ile en az üç yıl bir araya gelmemiş olmaları gerekmektedir.
Davalı tarafından Mudanya Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 1988/54
sayılı dava boşanma ile sonuçlanmış ise de, kadının feragatı üzerine karar
”feragat sebebiyle reddine karar verilmek üzere” bozulmuştur. Dairemizin
bozma kararı üzerine ret kararı oluşturulmamıştır. Bozma üzerine açılacak
oturumda M.’nin 2.2.1990 tarihli Feragat dilekçesinin davacı tarafından
verilip verilmediğinin araştırılması yapılacak ve bir karar verilecektir. Bu
durumda retle sonuçlanmış boşanma davası yoktur. O halde mahkemece isteğin
reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde boşanmaya hükmedilmesi
doğru görülmemiştir.
b)Kaldıki;
Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi olarak kabul edilemez. Terk
sebebine dayanan dava da yoktur.
Medeni Kanunun 134/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi
için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek
derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen
davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun l34/l maddesinde
yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup,
bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak
izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin
takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi
usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ :Temyiz edilen hükmün ikinci maddesinin a ve b bendinde
gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri
verilmesine, kocanın temyizinin ise REDDİNE, aşağıda yazılı harcın davacıya
yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 15.4.1996

 

MUHALEFET ŞERHİ

1-Davadan feragat davaya son veren taraf işlemidir. Feragat davacının
mahkemeye vereceği bir dilekçe ile ve irade beyanıyla olur. Feragatın
geçerliliği için karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Feragat
yapıldığı tarihte kesin bir hükmün sonucunu doğurur. Sayın çoğunluğun
feragatin sonuç doğurmasını hakimin red kararına bağlanması görüşüne
katılmıyorum. (HUMK md. 95)
2-Ne varki feragat neticeyi talebden vaz geçmedir. Bir başka anlatımla
dava ile ileri sürdüğü hakkını geri almasıdır. Feragat edilen hakkın yeniden
dava konusu yapılması mümkün değildir. Bu nedenle feragat kendiliğinden sonuç
doğuracağından hakimin red kararı tesbitten ibarettir. Medeni Kanunun 134/son
maddesi anlamında açılmış ve red edilmiş bir dava olarak değerlendirilemez.
Sayın çoğunluğun gerekçesine katılmıyorum. Ancak açıklanan nedenlerle feragat
edilen davanın 3 yıllık ayrılığa başlangıç olarak kabul edilmemesine sonucu
itibariyle katılmıyorum.

Üye
MUHALEFET ŞERHİ

Feragat davayı sonuçlandıran taraf muamelesidir. Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 91. maddesinde feragatın iki taraftan birinin neticeyi
talebinden vaz geçmesi olduğu belirlendikten sonra 95. maddesinde feragatın
kati bir hüküm hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Şu halde
bir davada feragat vahi olduğu anda dava sonuclanmıştır ve kesin hüküm
sonuçları doğmuştur. Ayrıca şekli kesinleşmeye gerek yoktur. Yani feragat
yapılan davada davanın sonuçlanıp kesinleştiği tarih, feragatın yapıldığı gün
olarak kabulü zorunludur. (Yargıtay 2. Hukuk Daresi 19.1.1993 gün,
1992/12298- 1993/83 HGK 16.10.1991 gün 1991/550-631; HGK 6.5.1992 gün
1992/226-360; HGK 9.2.1994 gün, 1993/2-846, 1994/45 sayılı ilamları)
Bu davada; davalı kadının kendisinin önce Mudanya Hukuk Mahkemesinde
açtığı boşanma davasından feragat etmediğine, feragat dilekçesinin kendisine
ait olmadığına dair bir iddiası da yoktur. Kadının açtığı boşanma davasından
feragatından bu davanın açıldığı tarihe göre Medeni Kanunun 134/4.
maddesindeki 3 yıllık süre geçmiş ve aile birliği de kurulmamış olmasına göre
mahkeme hükmünün Onanması düşüncesindeyim.